www.gizlicennetler.com Türkiye'nin Gizli Cennetleri
 
  Gizlicennetler Site Hakkında Ziyaretçi Defteri İletişim  
Nasıl Gidilir? Nerede Kalınır? Ne Yenir? Alışveriş İlginç Yerler Telefonlar
 
Köyceğiz
 
 

Gazetecilerin duayenlerinden, kelimelerin üstadı yazar Çetin Altan Köyceğiz’in uzun bir süredir en önemli sakini olarak, ilkbahardan itibaren bulunduğu yöreyi şöyle anlatır.

“Gök masmavi... Bir avuçluk bahçedeki tek portakal ağacı, gövdesinin sıskalığına aldırmadan, top top sivri yeşil yaprakları arasında bıcır bıcır beyaz çiçeklerle donanmış...

 

Vızıltılı bir uğurböceği, çiçeklerin birinden kalkıp ötekine konuyor; beleşçi ve ciddi bir bürokrat benzeri, gelecekte portakal olacak gizli spermlerin nektarlarını hortumluyor.

 

Menekşelere karşı, neşeli bir hayranlıkla gülümsemeli sevecenliğim hiç aşınmadı. Sarılar çoğunlukta bu nisan. Üç beş tane, ortası mor, süslemeli; cilveli mi cilveli beyaz menekşe... Birkaç tane de, ortası minicik sarı noktalı tümden mor olanlar var aralarında., Köyceğiz'de, yeryüzündeki tüm orkestraların bin bir musikisi, yeşile dönüşmüş gibi... Kavaklar, salkım söğütler, okaliptüsler, günlükler, çınarlar ve çamlar... Artık hepsi değişik tonlarda yemyeşil...”

 

Köyceğiz, bin yanına Sandras Dağı’nı almış öbür yanına Ölemez tepelerini. Onların arasında masmavi bir göl. Etrafında ise sazlıklar, yeşillikler, yeşilin ve mavinin bin bir tonu. Birlikte gece gündüz dans ediyor. İki katlı evlerin arasında daracık sokaklar, ahşap evler, sokaklarında ve evlerin pencerelerinden  dışarı sakinlik, dinginlik taşıyor. Öyle büyük şehirlerin kargaşası yok burada. Canınız mı çekti. Alın bir sandalye atın gölün kenarına. İster elinize bir kitap alın, ister sadece gölün renklerini kıvrımlarını seyredin. Hayatı bir kaç saatliğine de olsa durdurun.

İşte bütün bunları yaşayabileceğiniz bir yer Köyceğiz.


Köyceğiz sakin bir yer. İlçede büyük şehirlerde görülen hırsızlık olayları yok denilecek kadar az. İnsanlar huzur içinde yaşıyor. Evler yemyeşil dokunun içinde. Bin bir çiçek, yeşillik, bitki örtüsü doğanın her yanında. Unuttuğunuz güzellikler burada sizleri bekliyor

 

KÖYCEĞİZ GÖLÜ

Göl aslında  52 Km2'lik tatlı su gölü. Ancak en ilginç özelliği ise, azlıklarla kaplı doğal bir kanalla göl Akdeniz'e bağlanır. Bu tür göllere yani denizle doğal bir kanal vasıtası ile birleşen göllere ayaklı göl adı verilir. Dünyada bu tür göllerin sayısı Köyceğiz Gölüyle beraber sadece 7 tanedir. Yani Dünyada ki doğa harikası 7 ayaklı gölden birisi de Köyceğiz Gölüdür. Derinliği 20-60 metre arasında değişiyor. Köyceğiz Gölünün en ilginç tarafı ise deniz seviyesinden 6-10 metre yüksek olması.

 

Her türlü tatlı su balığı bulunur. Ayrıca güneyinde nesli tükenmekte olan Nil Kaplumbağası bulunur. Göl içerisinde dört adet irili ufaklı ada mevcuttur. Etrafı dağlarla çevrili olup en yükseği Ölemez Dağıdır.

 

Köyceğiz Gölü’nde öğleden sonraları esen meltem sayesinde, sörf ve yelken yapmak da mümkün. Ayrıca kano ve kürek sporlarını da yapabilirsiniz.


Köyceğiz’de kalıyorsanız günübirlik tekne turları yapmayı ihmal etmeyin. Bu şekilde 45 dakika içinde Sultaniye Kaplıcaları’na, Kaunos Harabeleri’ne, çamur banyolarına, sazlıkların arasında süzülerek labirent gibi Dalyan Kanalı arasından bir buçuk saat sonunda, Akdeniz’in en güzel yerlerinden olan 7 kilometrelik kumsalıyla ünlü İztuzu plajına gitme imkanınız var.

 

KÖYCEĞİZ’İN ADI NEREDEN GELİYOR?

Köyceğiz adının nereden geldiğine gelince: Efsanelere göre Köyceğiz, gölün alanı üzerinde bulunan bir ovada kurulmuş. Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış. Felaketin seyrine gelenler gölün doğu kısmında kalan bir kaç evi ve insanı görünce: "Bütün şehir batmış, sadece kıyıda bir Köyceğiz kalmış." demişler. Bugün hala gölün altında bir batık şehir olduğuna inanılır.

Köyceğiz tam anlamıyla turizmin her türlüsünü yapabileceğiniz bir yer. Sandras Dağları’nın tepesi 2295 metreyi bulur. Dağın eteklerinde çok güzel yürüyüş rotaları, trekking parkurları yer alıyor.

Köyceğiz'deki Tarihi Eserler

 

Köyceğiz çevresinde çok zengin tarihi kalıntılar vardır. M.Ö.3500-3000 yıllarında yörede uygarlık merkezlerinin oluşturulmaya başlandığını görürüz. O günden bu güne çok sayıda uygarlı çevremize hakim olmuş ve günümüze zengin tarihi kalıntılar kalmıştır. Bu eserler:

 

1- Kaunos Harabeleri: Kounoslar tarafından kurulan kentte agora, stoa, Roma Hamamı, tapınaklar, anfitiyatro, liman ve kale surları kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca M.Ö. 4. yüzyıla ait Kaunos kaya mezarları tarihi kentin hemen yakınındaki Dalyan İlçesinin karşısındadır.

Köyceğiz merkezinde Köyceğiz’in simgesi tarihi Kaunos Aslan heykeli yer alıyor. Bunun da ilginç bir öyküsü var. Aslan 2 bin yıl önceki Kaunos’u temsil ediyor. Aslan’ın sağ pençesi altında bulunan ölmek üzere olan öküz kafası ise, Kaunos medeniyetine karşı olan medeniyetleri temsil ediyor.

 

Şimdi bu aslan Köyceğiz’in simgesi ve her yıl Köyceğiz’de Altın Aslan Film festivali düzenleniyor.

2- Akköprü: M.S. 3. yüzyılda Romalılar tarafından yapılmıştır. Köyceğiz'e 33 km. uzaklıkta olup 30 m. yükseklikte, 50 m. uzunluğunda, iki kemerli ve üç ayak üzerine oturtulmuştur. Eski çağlarda Ege'yi Akdenize bağlayan tek köprü olduğu bilinmektedir. Hakim rengi kullanılan malzemeden dolayı kirli beyaz olduğundan halk buraya "Akköprü" yakıştırmasını yapmıştır. Taşların bazıları demir kancalarla birbirine tutturulmuştur. Köprü halen yayların geçişine açıktır.

 

3- Gedova: Hıristiyanların din savaşlarından Yahudilerin dışlanması üzerine onlardan biri kaçıp Gedova'ya gelir. Önce "Yehova" olan bu adanın ismi daha sonra Gedova olur. Bugün Gedova'ya verimsiz ova da denir. Gedova'da bulunan bir mezar taşında; "Yüz yirmi güneş yılı yaşayan Suciye, o kadar çok içerdi ki, içtiği zaman Azrail bile ondan korkardı. İçki içmediği bir gün Azrail onun canını aldı diye yazılıdır.

 

10- Şeyhler Türbesi (Şeyh Hasan Dede Türbesi): Osmanlılar Devrine aittir ve Şeyhler Camii 1957'de onarım görmüştür.

 

11- Sultaniye Kaplıcaları ve çevresi...

 

12- Ali Paşa Konağı ve Çeşmesi: 1800'lü yılların sonlarına doğru yapılan konak ve çeşme Köyceğiz Köyü'ndedir.

 

14- Eski Evler: Köyceğiz merkezindedirler. Bu evlerin dış kapıları üzerinde yapılış tarihleri, kabartma usulünde yazılmıştır.

KÖYCEĞIZ’İN ÇEŞMELERİNDEN KAYNAK SUYU AKIYOR.

 

Köyceğiz’in bir başka özelliğiyse çeşmelerinden akan suyun kana kana içilebilmesi. Çünkü belediye başkanlığı yaptığı bir çalışmayla, Köyceğiz’den 22 kilometre uzaklıkta 1700 metre yükseklikte yer alan şişe suyu niteliklerindeki suyu, ilçeye getirerek halkın kullanımına sunmuş. O nedenle bu su çeşmeden aktığı gibi içilebiliyor hala günümüzde. Bu özellikle kaç yerde kaldı dersiniz!

 

SIĞLA AĞAÇLARI KÖYCEĞİZ’İN GÖZBEBEĞİ.

 

Köyceğiz'in Doğu ve Batı kesimlerinde akarsuların kışın taşması nedeniyle, sular altında kalan bazı yerlerde dünyada eşine az rastlanan Günlük (Sığla) Ağaçları bulunur. Bu ağaçların sevdiği sıcak ve nemli iklimin özelliklerini Köyceğiz taşıdığından Orman İşletmesi bu ağaçların bakımına özel bir önem verir.

 

Sığla Ormanlarının dünyada az rastlanır bir tür olması nedeniyle; koruması, imar ıslahı, gençleştirilmesi çok büyük önem taşımaktadır. Muğla İl sınırları içerisinde önemli yayılma alanları gösteren sığla ormanları, mevcut ormanların çok tahribata uğraması nedeniyle zarar görmektedir. Kendiliğinden yenilenmesi mümkün olmayan günlük ağaçlarının yetiştirilmesi ve ıslahına Orman İşletmesi'nce özel bir önem verilmektedir. Bu nedenle Orman Genel Müdürlüğü 1985-1991 yılları arasında 266.000 adet sığla fidanı dikmiştir. Yunus Emre Arberetum Sahası'nda da günlükler korumaya alınmıştır.


Dünyada sığla yağı üreten iki ülkeden birisi Türkiye diğeri Honduras'tır. Sığla yağı; parazit öldürücü olması ve mide hastalıklarında tedavi edici nitelikleri olması nedeniyle ilaç sanayinde, hoş kokusu nedeniyle kozmetik sanayinde kullanılan çok kıymetli bir hammaddedir. 1990 yılı itibariyle sığla yağı üretimi 3000 kg.dır.

 

Sığla’nın buhur denilen kabuklarının yakılmasıyla güzel kokular çıkması dolayısıyla dini bayramlarda ve Perşembe akşamları birçok evde buhur yakılır.

 

Köyceğiz doğal değerler açısından oldukça yüksek turizm potansiyeline sahip bir ilçedir.

 

Yörede plajların yanı sıra motorla deniz, göl, kanal gezileri, kara ve deniz avcılığı, piknik, yürüyüş, dağcılık, arkeolojik eserler görebilme ve kaplıcalardan yararlanmak mümkün. Köyceğiz'de izlenen gelişmeler, turizm hareketlerinin artmasıyla canlılık ve çekicilik kazandı.

SULTANİYE KAPLICALARI

"Buralarda yaşayan ölmez demişler, dağın adını ölmez koymuşlar. Sultanlar gelmişler şifa bulmuşlar, köyün adını Sultaniye koymuşlar"

 

Köyceğiz Belediye Başkanı Salih Erbay, böyle anlatıyor Köyceğiz’i.

 

Sultaniye Kaplıcaları’na Köyceğiz’den çıkıp, Hamitköy üzerinden Ekincik’e gittiğiniz yol üzerinden gidiyorsunuz.

 

Sultaniye Kaplıcaları, Köyceğiz’e gidenlerin mutlaka uğraması gereken yerlerden biri. Bunun birinci nedeni, doğanın en güzel görüntülerinin olduğu Ekincik Koyu Yolu’ndan buraya gidiyorsunuz. Yol boyunca etrafınızda, mandalina, portakal, limon ağaçları, sazlıklar, yemyeşil doğa ve Köycegiz Gölü manzarası sizi bekliyor. Eğer bir de fotoğraf tutkunuysanız neredeyse her kilometrede bir karşınıza güzel manzara çıkıyor. Onları çeke çeke Sultaniye kaplıcalarına kadar gidiyorsunuz.

 

Eğer Köyceğiz, Dalyan ve Ekincik gibi yerlerde kalıyorsanız günübirlik tekne turlarıyla buraya geliyorsunuz.

 

Kaplıca’nın girişinde belediye düzenleme çalışmaları yapmış ama, ilk bakışta çok modern bir düzenleme beklemek haksızlık olur. Kaplıcalara girerken, genelde sürekli kalanların bulunduğu tek sıra yan yana betondan yapılmış bir görüntü sizi karşılıyor. Onların faydalanması için bir de havuz yapılmış.

Turizme hizmet veren ise ilginç mimarisiyle dikkatini çeken havuz bölümü. Burası özellikle turistler için kadın erkek birlikte girmeleri için yapılmış. Çok büyük değil ama girilebilir. Kubbeli yapısıyla eski hamamları andırıyor.

 

Küçük havuz sabahın belirli saatlerinde yalnızca hanımların yararlanması için ayrılıyor. Büyük havuzun yanındaki kaynak su içmece olarak karaciğer, safra kesesi ve bağırsak problemi olanlar tarafından kullanılıyor.

 

Kaplıcadan çıkanlar için ise, özellikle turistlere yönelik olarak çamur banyosu yapılan açık bölümü de var. Teknelerle Köyceğiz’den ve Dalyan’dan gelenler, burada çamur havuzunda çamurlara bulanıp orada dinleniyorlar. Kısa süre sonra üzerlerinde kuruyan çamurları duşlarda temizliyorlar.

 

Turizm ve Sağlık Bakanlıkları'nca yapılan araştırmalar ve incelemeler sonucu Ölemez Dağı Doğusunda Sultaniye Köyü sınırları içerisinde kıyı boyunca uzanan çok sayıda termal kaynağın varlığı tespit edildi. Sağlık amaçlı olarak faaliyet gösteren bu termal kaynakların en önemlileri Sultaniye Ilıca ve İçmeleri, Hasan Çavuş Ilıcası ve Kokargirme Kaplıcasıdır


Kadın hastalıkları tedavilerinde yarar sağlamaktadır. Kaplıcalar ve sıcak sulu çamur banyosu tesisleri yaralar ve cilt hastalıkları tedavilerinde kullanılıyor.

 

Köyceğiz’e gittiğiniz zaman, karayolunun yanı sıra gölden kalkan teknelerle de Sultaniye ve Kokargirme termal tesislerine gidebilmek mümkündür.

 

Dünyada bir benzeri sadece Kanada'da bulunan bu kaplıcanın deva olmadığı hastalık yok gibi. 12 mineral içeren bu kaplıcanın kadın hastalıkları, mide rahatsızlıkları, böbrek ve en ilginci de çocuğu olmayanı çocuk sahibi yapacak özelliklere sahip olması geliyor. Ilıca suyu ayrıca bel ağrısı, romatizma, siyatik, nefrit, lumbago, ruhi yorgunluklar, cilt ve kadın hastalıkları tedavisinde etkili oluyor.

NASIL FAYDALI OLUYOR?

39 derece sıcaklıktaki şifalı sudan yararlanabilmek için her yıl kaplıca küründe olduğu gibi 21 günlük tedavi süresince, ilk girişte 10 dakikadan başlamak üzere günde iki kez banyo almak gerekiyor. Hamam özelliği nedeniyle kaplıca suyu, hamam kubbesi altında radyoaktif özellik etkili olabiliyor.

 

Bir diğer ilginç yanı da doğal Viagra olduğu konusunda görüşler. Türkiye'de eşi olmayan bu kaplıcanın 9 mineralli Yalova ve Pamukkale, 5 mineralli Balçova kaplıcalarına göre az ziyaret edilmesi ve pek bilinmemesi, tanıtımının bugüne kadar yeterince yapılamamasından kaynaklanıyor.

 

2000 yıl önce insanlara şifa dağıtan ve ciddi bir tedavi yöntemi olan bu kaplıcayı bir ziyaret edin. Bakın bakalım gerçekten de söylenenler gerçek mi?

REMO HAN.

Köyceğiz’den çıkıp Marmaris’e doğru giderken yolun sol tarafında, “Remo At Çiftliği” tabelasını görünce burada bir mola verin. Burası aslında hara yani at yetiştirme çiftliği. Sahibi Remzi yücel Malatyalı. Kendi şehrinde Arap atı yetiştirirken, yılın 4 ayı atları için ancak yeliş ot bulabilirken Köyceğiz’i keşfetmiş. Buranın sulak iklimi , yeşilliği ve verimliliği onu etkilemiş. Buraya gelip at çiftliğini kurmuş. Yetiştirdiği atları hipodromlarda koşuyor.

Bir zamanlar burada çiftliğe girip atlara binme imkanı da vardı. Ancak şimdi yine de içeri girebiliyorsunuz. Çiftliği gezebiliyorsunuz. Atları izleme imkanınız var.

 

ANTİKA OTOMOBİL PARKI

 

Köyceğiz yolu üzerinde seyredenlerin dikkatini çekecek bir başka uğrak noktası antika otomobil parkı olabilir. İstanbul un Feriköy semtinden Köyceğize taşınan bu parkta eski, antik otomobilleri ve bunlara ait yedek parçaları bulabiliyor eski model otomobil alıp satabiliyor hatta seyrederken bile nostalji yaşıyorsunuz.

 

PALMİYE ÇİFTLİĞİ

Burası da Köyceğiz’den çıktıktan sonra hamitköy yoluna girdiğinizde 2 kilometre sonra karşınıza çıkıyor. Tropik bitkiler üzerine koleksiyon yapan doğa aşığı doktor, dünyanın çeşitli yerlerinden 400’e yakın palmiye getirmiş ve buraya dikmiş. Yani özel bir arberetrum. Gezilebilecek ilginç yerlerden biri de burası.

.

 
Alışveriş Telefonlar

1998-2014 www.gizlicennetler.com sitesinde yer alan sayfaların her türlü yayın hakkı Eyüp Coşkun'a aittir.
Site sahibinin izni olmadan, kesinlikle kullanılamaz, başka yerde yayınlanamaz.
Siteyle ilgili her türlü sorunuz için, burayı tıklayınız.
Tasarım ve Uygulama YSM Bilgisayar

Son Güncelleme : 26.07.2014

/